Türkiye’de Sanayi ve Lojistik Gayrimenkul Pazarı

Türkiye’de Sanayi ve Lojistik Gayrimenkul Pazarı
Türkiye’de Sanayi ve Lojistik Gayrimenkul Pazarı
 
Türkiye geniş bir tüketici kitlesine ulaşım kolaylığı ve önemli pazarlara yakınlığı nedeniyle 
 
coğrafi avantajının yanı sıra demografik yapısı, nitelikli iş gücü ve ekonomik gelişme hızı 
 
nedeniyle birçok sektörde uluslararası sanayicilerin gözde bölgelerinden biri olarak bölgesel 
 
üs olma yolunda hızlıca dönüşmektedir. 
 
Kamu altyapı yatırımlarının artması ile birlikte yerel sanayicilerin yanı sıra uluslararası 
 
sanayici ve yatırımcıların ilgisinin daha da artmasının beklendiği Türkiye’de; üretim, 
 
perakende ve son zamanlarda e-ticaret sektörlerinin büyümesiyle birlikte lojistik hizmetlerine 
 
ve stratejik konuma sahip nitelikli lojistik tesislerine talep de artış gösteriyor. Dünya 
 
Bankası’nın lojistik sektörüne ilişkin yayınladığı Lojistik Performans Endeksi çalışmasında 
 
küresel kıyaslamalarda Türkiye’nin son 6 yıl içerisinde 34. sıradan 27. sıraya yükselmesi de 
 
bunun bir göstergesidir. 
 
Lojistik hizmetler açısından, geniş kapsamlı tedarik zinciri çözümlerini destekleyecek lojistik 
 
tesislerin niteliği ve kalitesi (örneğin otomatik raf sistemlerine uygun tavan yükseklikleri, 
 
kolon aralıkları, yüksek kapasiteli forkliftlere uygun zeminler, yangın güvenliği vb.) ciddi bir 
 
önem kazanıyor. Bununla birlikte yüksek maliyetli otomatik raflama ve dağıtım sistemlerini 
 
barındıracak, uzun dönemli ve sürdürülebilir operasyonları destekleyecek stratejik çözümler 
 
adına büyüme esnekliği sağlayabilecek geniş tesislere ihtiyaç artıyor.
 
Dünyanın birçok yerinde bulunan lojistik parkları veya lojistik köyleri ise ülkemizde yok 
 
denecek kadar az sayıdadır. Geçmişte talebin büyük bir payını yerli kullanıcılar oluştururken 
 
uluslararası kullanıcıların talebi de gittikçe artıyor ki bunların arasında Türkiye’de uzun 
 
yıllardır faaliyet gösteren DHL, UPS ve TNT gibi küresel lojistik oyuncuları yer alıyor.
 
En önemli sanayi ve lojistik bölgelerinden, 5.000.000 m2
 
Kuzey ve Doğu Marmara bölgesi, İzmir ve Ankara’nın yanı sıra Güney Marmara Bölgesi ve 
 
Bandırma, Adana, Tarsus ve Mersin bölgeleri de önem kazanıp gelişmeye devam ediyor. 
 
Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) gerek alt yapı ve teşvikler gerekse imar durumu ve ruhsat 
 
süreçlerinden ötürü tercih ediliyor fakat bazı OSB’lerdeki faaliyet kısıtlamalarından dolayı 
 
lojistik şirketleri çoğu zaman bu bölgelerde faaliyet gösteremiyor. Birçok bölgede yerleşim 
 
alanlarının genişleyerek şehirlerin büyümesi ve hız kazanan kentsel dönüşüm projeleri arsa 
 
fiyatlarının artmasına dolayısıyla sanayi ve depolama alanlarının da şehir dışına kaymasına 
 
sebep olurken, bu eğilimin orta vade de devam etmesi bekleniyor. 
 
İmar ve mülkiyet durumu, arazi şekli ve arsa fiyatlarından ötürü çoğu zaman çok katlı ve 
 
nispeten küçük alanlı tesisler yapılsa da bu durum verimli kullanım açısından çok tercih 
 
edilmiyor. Bu nedenle lojistik alanların orta vadede de kısıtlı olması öngörülüyor.
 
Türkiye’nin halen gelişmekte olan lojistik gayrimenkul sektöründe yatırım işlemleri konut, ofis 
 
ve perakende sektörleri ile kıyaslandığında oldukça kısıtlıdır. Lojistik gayrimenkul konusunda 
 
uzmanlaşmış müteahhitlerin sayısı yok denecek kadar az olmakla birlikte toprak sahipleri 
 
tarafından da az sayıda proje geliştirilebiliyor. 
 
’yi aşkın sanayi ve lojistik alanı olan 
 
 Cushman & Wakefield Gayrimenkul Danışmanları Mümessillik ve Turizm Hiz. A.Ş.
 
İnönü Cad. Devreş Han No:50 2/A Gümüşsuyu – Beyoğlu / İstanbul
 
T: +90 212 334 78 00 F: +90 212 334 78 29
 
Gebze veya Hadımköy gibi lojistik kullanımı için gözde bölgelerde arsa fiyatları $300-400/
 
 seviyelerinde seyrediyor. Ancak yatırım amaçlı lojistik tesisi geliştirmek isteyen bir 
 
müteahhitin, elde edebileceği kira ve yatırım getiri oranları ile inşaat maliyetleri göz önünde 
 
bulundurulduğunda, lojistik imarlı bir arsaya $150-200/m2
 
görünmüyor. Bu nedenle mevcut nitelikli lojistik tesis arzının çoğunluğu mülk sahipleri 
 
tarafından kullanılıyor ve dolayısıyla kiralık seçenekler de azalıyor. Kalan kiralık seçeneklerin 
 
ise birçoğu uluslararası standartlara uygun olmadığından tercih edilmiyor. Nitelikli lojistik 
 
alanların kısıtlı olması ve yeni projelerin de az sayıda olması kiraların yüksek seviyede 
 
seyretmesine neden oluyor.
 
Lojistik pazarında kullanım amaçlı kiralama ve satın alımların, yatırım amaçlı satın alımlardan 
 
daha yoğun olmaya devam etmesi öngörülüyor. Ancak artan talep ve kısıtlı projeler ile 
 
birlikte lojistik yatırım pazarı gelişmek zorundadır. Bu nedenle orta – uzun vadede yabancı 
 
yatırımcıların ortaklık veya doğrudan yatırım ile harekete geçmeleri bekleniyor.
 
’den fazla ödeyebilmesi mümkün

Etiketler : Lojistik Performansı , lojistik sektörü , Lojistik hizmetler

   UZMANINA SORUN
İlkay YILMAZ

Gayrimenkul Pazarlama Trendleri
Onay TÜBEK

Emlak Piyasası
Kazım YILMAZ

Emlak Soru-Cevap
M. Emre TOTİK

Hukuki Danışman